Yıllar önce film kiralamak için girdiğim dükkanda gördüğüm ve "Hayat Güzeldir" adıyla dram filmi mi olur ya diye sırf meraktan alıp izlediğim filme sahne olmuş yerde yıllar sonra benim de olacağımı söyleselerdi, inanmazdım.
Dahası "soykırım" nasıl bişeydir, nasıl olur? yine ilk o filmde görmüştüm. Sonrasında merakımı yenmek için az biraz Temel Britannica ve çokça "Piyanist" ve "Schindler'in Listesi" ni seyredince öğrendim.
Çok üzülmüştüm çok etkilenmiştim, acımıştım çok, neden diye sormuştum, "neden"?.. Sonuçta ortada insanlık dışı muamele vardı, nasıl kabul edilebilirdi ki...
Derken bir gün forwardlanan maillerden birinde fotoğraflar gördüm. O fotoğraflarda masum insanlar vardı, bebekler vardı, ağlayan anneler vardı. Çaresizlik vardı... Sessiz çığlıklar vardı... Filistin vardı o fotoğraflarda, tüm acılarıyla... Sevabıyla günahıyla...
Üstelik bu sefer "neden" diye sorduğumda "kim" cevabını alabildim sadece. Ve o cevap, beni o kadar şaşırttı, o kadar üzmüştü ki, bir daha geçmişteki "soykırım"a ait herşeye gözümü kapattım, kulağımı tıkadım, tüm dünyaya inat.
Madem onlar şimdiyi görmemezlikten geliyorlar, şimdiki çığlıklara kulaklarını tıkıyorlar madem, onların geçmişteki çığlıklarına da ben sırtımı döndüm.
Yıllar sonra Avrupa maceramın duraklarından biri ne hikmettir ki o "soykırım"ın kampıydı.
Masum insanların orada yaşadıklarına üzüldüm. Ne geçmiş ne gelecek ne şimdi, onca insanın yaşadıklarıydı beni üzen. Vicdanı olan her insanı da üzeceği gibi.
Sonra düşündüm, nerdeyse 4 milyon insanın acısı o kadarcık yere nasıl sığmış?
Acı demişken, hani acılar olgunlaştırırdı insanı? Hani acılarıydı insanı insan yapan? Madem öyle, madem Yahudiler ve çeşit çeşit milletten onca insan dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük acılarını yaşayan topluluk, o zaman şu an dünyanın en "olgun", en "insani" topluluğunun başının Yahudilerin yani İsrail devletinin çekmesi gerekmez mi?
Gerçekler öyle demiyor ama. Madalyonun şimdi görünen yüzü, "o" topluluğun zamanında yaşadıkların acıların kat be kat fazlasını şimdilerde "kendilerinden" olmayanlara ve bir anda "biz burda devlet kuracağız" deyip yüzyıllardır o topraklarda yaşayan insanları kendi topraklarından edip üstüne ne muameleler yaptığını söylemiyor mu?
Üstelik bundan yıllar sonra belki, "inşallah", şimdiki acılar, vahşetler sona erdiğinde, tüm bunları gelecek kuşaklara "müze" halinde gösterecek bir "toplama kampı" da yok "o" topraklarda.
O topraklarda güne kuş sesleri yerine bomba sesleriyle uyanan çocuklar var. Gaz odaları yok ama sokak taşlarına sinmiş kan kokusu, insan feryatları var. Kollarında kimlik damgaları yok ama her ailenin yüreğine defalarca sıkılmış kurşunlar var.
Hepsinden önemlisi "sesimizi duyun" "biz de insanız" "ey avrupa, zamanında işlediğiniz günahların acısını şimdi neden bize ödetiyorsunuz? neden sessiz kalıyorsunuz?" çığlıkları var o topraklarda... ve daha fazlası.
ve tüm bunlara sırtını dönmüş, kulaklarını tıkamış bir dünya var...
Dünya, tüm bu olup bitenlerden akıllanacağına daha da çılgınlaşıyor sanki.
Evet, hayat güzeldir, kimilerine göre...
Ve
İnsandır, insan aslolan: İnsana göre! **
* Zycie Jest Piekne... - Hayat Güzeldir, Lehçe -
**Yılmaz Odabaşı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder