Güneşli bir Bonn gününden herkese selam ederim :)
Aslında çok daha önce yapmam gereken bir şeydi bu. Anlatacak o kadar çok şeyim vardı ki, adresi belli ya da açık adrese bir sürü mektuplarım. Hem Facebook'taki hikayeli albümlerimin devamı yönünde (bkz. "ya hani nerde hikayelerin? Niye paylaşmıyorsun artık? Özledik senin yazılarını, fotoğraflarını, anlat...") yoğun talep olunca, facebook gibi kem gözlere fazlasıyla açık bir platformdan, daha umuma açık ama bir o kadar herkesin haberi olmadığı bu gıcır gıcır yepisyeni blog'a taşınmaya karar verdim.
Peki neden "hayata maydanoz" ? Beni iyi tanıyanlar bu soruyu sormak bir yana bu tamlamayla bendenizi özdeşleştirip gülümseyecekler, biliyorum :)
O yüzden bu kategorideki pek kıymetli insanlarla birincilik telini paylaşıyorum:)
O yüzden bu kategorideki pek kıymetli insanlarla birincilik telini paylaşıyorum:)
Yeri geldim mi çoğu şeye bazen o andaki herşeye maydonoz olmayı, sorularıyla karşısındakini fıtık etmeyi seven biri bu sefer de hayata maydanoz olsun, nolur? Kendi ve başkalarının hayatlarında gördüklerini, gözlemlerini gelsin burada anlatatsın, sizlerle paylaşsın. Kâh hikayeler anlatsın, kâh herkesin son ses birşeyler anlatmaya çalışıp birbirlerini dinlemekten aciz olduğu şu günlerde, herkesin kulağına eğilip sussun...
Anlattıkça çoğalsın sevinçleri, azalsın hüzünleri.
Dahası nerdeyse tüm Avrupa'yı dolaşan bu nehrin güneyden kuzeye doğru aktığını...
Buradaki insanların 7'den 70'e spor yapmayı acayip sevdiklerini... (maşallah sanırsın tüm Bonn ahalisi olimpiyatlara hazırlanıyor o derece yani)
Ve tüm bunları Bonn şehrine ait bir broşürün içindeki boş kısımlara yazdığını...
Ve daha fazlasını...
Anlatılacak şeyi bir sürü, yeter ki dinlemek için burada olsun birileri...
he bir de yeter ki bitmesin tükenmez kalemi... :)
(* bkz. şarkılar seni söyler - fondaki şarkı)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder